Taşeron Sorunları Ve Çözümleri

Taşeron Sorunları Ve Çözümleri

       .. işletmelerinizin hak kayıplarına uğramamaları, ticari olarak zarar görmemeleri, hatta işletme sahiplerinin kamu kurumlarının işlerinden yasaklanmaması, sözleşmelerin art niyetle yapılmamasına karşın hürriyeti kısıtlayıcı sonuçlara kadar varacağı unutulmamalı olup, yapılacak olan sözleşmelerin profesyonelce hazırlanması, sorumlulukların aylık olarak takip edilmesi, önleyici ve koruyucu tedbirlerle problemlerin önüne geçilmesi açısından  mutlaka bir uzman yardımı ile bu işlerin kurulmasını tavsiye ederim.

Bizlerden Türkiye’ nin her yerinden  sürekli profesyonel kurumsal danışmanlık hizmeti almak için yada var olan mevcut sorunlarınızın çözümü için aşağıdaki telefon ve mail adreslerinden bizlere ulaşabilirsiniz.

 

    Biz Türkler, sorunlarımıza çözüm ararız fakat sorunları en başında görmezden geliriz. Önlem almak, en iyi çözüm yoludur.

Saygılarımla.

      Kamil ÇANKAYA

Sosyal Güvenlik Uzmanı

 

Telefon:  0 850 888 0 242    Gsm: 0 533 432 04 43    mail:  info@kamilcankaya.com

 

 

Asıl İşveren ve Alt İşveren Günümüz Uygulamaları

        Günümüzde bazı işletmeler, mal ve hizmet üretimine ilişkin kendi uzmanlık alanı olmayan konularda, gerekse dönemsellik arzeden ve işlerin beklenmedik şekilde artmasıyla bu gibi durumlarda, halk arasında taşeron olarak bilinen alt işverenlik müessesesini kullanmaktadırlar.

        Tabiki bunun uygulanması aşamasında birçok sorun ortaya çıkmaktadır. Yasalarla ise bu sorumluluklar düzenlenmesine karşın, asıl ve alt işveren arasında sorumlulukların yerine getirilmesi konusunda da anlaşmazlıklar yaşanmaktadır. Hal böyle olunca asıl işveren taşeronun işcilerinin sigorta primlerinden tutunda ödenmeyen işci maaşlarına kadar birçok konuda sorumlu hale gelmektedir. Uygulamada yada sözleşmede her ne kadar sorumluluklar ve yükümlülüklerin bu konuda kime ait olduğu belirtilse de yapılan birçok işten dolayı asıl sorumluluk asıl işverene verilmekte ve genellikle asıl işveren bu durumdan zarar görmektedir.

        Burada, asıl işveren alt işverene hak edişlerini ödemeden önce kamu kurumlarına olan borçlar için alt işveren ile müteselsilen sorumlu olduğunu unutmadan, düzenli olarak her hak ediş ödemesinden önce mutlaka borcu yoktur yazısını talep etmeli ve sonrasında bu hak edişi ödemelidir.  

     Birçok işveren, yapılan sözleşmeye güvenerek ve ödemelerin banka üzerinden yapıldığı gerekçesi ile bu sorumluluk ve yükümlülüklerden kurtulduğunu sanmaktadır. Alt işverenle birlikte doğan sorumluluğunu unutmaktadır.

        Sosyal Güvenlik uygulamalarında ise ihaleli işlerin taşeronluğu, yada sözleşmeye dayalı taşeronluklarda asıl işverenin işyeri sicil numarasının altında, konusu sadece bu iş olan, bu işe ilişkin yeni bir işyeri alt işveren dosyası açılmalıdır.

    Birçok işletme ise ihale konusu olmayan işler için serbest piyasa koşullarında aralarında sözleşme yaparak taşeronluk müessesesi oluşturmakta ve SGK dan bununla ilgili bir işyeri tescil dosyası açtırmamaktadırlar. Aralarında yapılan sözleşmeyi de sadece iş ilişkisine dayandırmaktalar ve asıl işverenlik ve alt işverenlik söz konusu olduğunu bile düşünmemektedirler.  Bu tarz işlerde ise çok fazla prüzler çıkmakta, kamu kurumlarının denetim ve incelemelerine takılan durumlarda ise, kamu tarafından bazı işletmelerin muvazaalı alt işverenlik kurdukları gerekçesi ile alt işverenin tüm işçileri asıl işverenin tesciline işlenmekte ve varsa borçlarda asıl işverene kaydedilmekle kalınmayıp, idari para cezaları da uygulanmaktadır. Hatta kanuna dolanmak yada kamu ya karşı mükellefiyetlerinden kaçınmak için bu tür uygulamaların yapıldığı kanaatine varılır ise devletin ilgili denetim ve inceleme birimleri, bu kişiler hakkında savcılıklara suç duyurusunda bulunabilmektedirler.

 

Kanunlarda ise, asıl işveren ve alt işveren yükümlülükler ve düzenlemeler konusu aşağıda açıklanmıştır.

 

Asıl İşveren ve Alt İşveren

 

    Günümüzde bölünebilir işlerde, uzmanlık gerektiren ve işin taşöre edilerek yaptırılması, işin bizzat yapılmasından daha ekonomik olacağından, bu tarz işler için alt işveren kullanma ihtiyacı doğurmaktadır. Bunun sebebi ise gerek rekabet, gerek işin yapım süreci ve maliyeti gibi unsurlardır. Asıl işverende günümüz ekonomik koşullarında  işin uzmanlık gerektiren bazı bölümlerini alt işverenlere vererek bu işleri taşeron olarak yaptırmaktadır.

     4857 sayılı İş Kanunu(1) ve Alt işverenlik yönetmeliği, işverenler ile alt işverenler arasındaki ilişkileri düzenlemektedir.

    Alt işverenlik uygulaması günümüzde çokça tercih edilmektedir. Ancak işverenlerin, 4857 sayılı Kanundan doğan sorumluluklarından kurtulmak kanuna dolanmak için muvazaalı, art niyetli olarak alt işverenlik ilişkisi kurabilmektedir. Bu kanun ve yönetmelikle asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulmasında muvazaanın önüne geçilmek amaçlı bazı hükümler konulmuştur.

 6552 sayılı Kanun(3) ile de asıl-alt işverenlik ilişkisindeki muvazaanın incelenmesi işlemleri ve yapılan işlemlere karşı yapılacak itirazlara ilişkin bazı düzenlemeler yapılmıştır.

 

Alt İşveren Olma Şartları Nelerdir?


    4857 sayılı Kanun’un 2. maddesinin yedinci fıkrasında asıl işveren-alt işveren ilişkisi şu şekilde tanımlanmıştır; bir işverenden, işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işlerinde veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işlerde iş alan ve bu iş için görevlendirdiği işçilerini sadece bu işyerinde aldığı işte çalıştıran diğer işveren ile iş aldığı işveren arasında kurulan ilişkiye asıl işveren-alt işveren ilişkisi denir.

    Alt İşverenlik Yönetmeliğine  göre, asıl işveren; işyerinde yürüttüğü mal veya hizmet üretimine ilişkin yardımcı işleri veya asıl işin bir bölümünde işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işleri diğer işverene veren, asıl işte kendisi de işçi çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşlardır.

 Alt işveren ise, işçilerini sadece aldığı bu nitelikteki işte çalıştıran gerçek veya tüzel kişiyi yahut tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluşları ifade etmektedir..

        Bu tanımlara göre  asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulmasının şartları ise:

a) Asıl işverenin işyerinde mal veya hizmet üretimi işlerinde çalışan kendi işçileri de bulunmalıdır.

b) Alt işverene verilen iş, işyerinde mal veya hizmet üretiminin yardımcı işlerinden olmalıdır. Asıl işin bölünerek alt işverene verilmesi durumunda ise, verilen iş işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olmalıdır.

c) Alt işveren, üstlendiği iş için görevlendirdiği işçilerini sadece o işyerinde aldığı işte çalıştırmalıdır.

d) Alt işverene verilen iş, işyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin bir iş olmalı, asıl işe bağımlı ve asıl iş sürdüğü müddetçe devam eden bir iş olmalıdır.

e) Alt işveren, daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimse olmamalıdır. Ancak daha önce o işyerinde çalıştırılan işçinin, bilahare tüzel kişi şirketin ya da adi ortaklığın hissedarı olması, alt işveren ilişkisi kurmasına engel teşkil etmez.

        Alt işverenlik ilişkisinde asıl işveren, alt işverenin işçilerine karşı o işyeri ile ilgili olarak 4857 sayılı Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden alt işveren ile birlikte sorumludur.

 

Alt İşverenlik Sözleşmesi

 

        Alt işverenlik sözleşmesi, taraflar arasında yukarıda açıklanan asıl işveren-alt işveren ilişkisinin kurulmasına ilişkin sözleşmedir.

    Alt işverenlik sözleşmesinin yazılı olarak yapılması zorunludur.

Bir sözleşmenin, alt işverenlik sözleşmesi sayılabilmesi için bu sözleşmede;

a) Asıl işveren ile alt işverenin işyeri unvanı ve adresi,

b) Asıl işveren ile alt işverenin tüzel kişiliği ya da tüzel kişiliği olmayan kurum ve kuruluş olması halinde işveren vekillerinin adı soyadı ve adresi,

c) İşyerinde yürütülen asıl işin ne olduğu,

d) Alt işverene verilen işin ne olduğu,

e) Alt işverene asıl işin bir bölümü veriliyor ise; verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik sebeplerle uzmanlık gerektirme koşuluna ilişkin teknik açıklama,

f) Taraflarca öngörülmüş ise işin başlama ve bitiş tarihleri,

g) Alt işverenin faaliyetlerini işyerinin hangi bölümünde gerçekleştireceği,

h) Kanun’un 2. maddesinde yer alan; asıl işverenin, alt işverenin işçilerine karşı o işyeriyle ilgili olarak Kanundan, iş sözleşmesinden veya alt işverenin taraf olduğu toplu iş sözleşmesinden doğan yükümlülüklerinden, alt işveren ile birlikte sorumlu olacağı,

i) Alt işverenlik sözleşmesinin yapılmasından önce, asıl işveren tarafından çalıştırılan işçilerin alt işveren tarafından işe alınması hâlinde, bu işçilerin haklarının kısıtlanamayacağı,

j) Alt işverene verilen işin, taraflar açısından yürütülme esasları,

k) Asıl işveren veya vekili ile alt işveren veya vekilinin imzası,

gibi hükümlere mutlak  yer verilmiş olması gerekir.

        Ayrıca, alt işverenlik sözleşmesi uzmanlık gerektiren bir işin yaptırılmasına yönelik ise, alt işverenin uzmanlığını belgelendirmesi amacıyla sözleşme kapsamındaki işe uygun iş ekipmanı listesi, iş bitirme belgesi, operatör ve teknik eleman sertifikaları sözleşmeye eklenir.

 

ALT İŞVERENLİK İLİŞKİSİNDE MUVAZAA VE İNCELENMESİ NASIL YAPILIR?

 

        Alt işverenlik Yönetmeliğinin 12. maddesinde hangi durumlarda alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olduğunun kabul edileceği sayılmıştır. Buna göre:

a) İşyerinde yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin, asıl işin bir bölümünde uzmanlık gerektirmeyen işlerin alt işverene verilmesi,

b) Daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kimseyle alt işverenlik sözleşmesi yapılması,

c) Asıl işveren işçilerinin, alt işveren tarafından işe alınarak hakları kısıtlanmak suretiyle çalıştırılmaya devam ettirilmesi,

d) Kamusal yükümlülüklerden kaçınmak, veya işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut çalışma mevzuatından kaynaklanan haklarını kısıtlamak ya da ortadan kaldırmak gibi, tarafların gerçek iradelerini gizlemeye yönelik amaçlarla alt işverenlik sözleşmesi yapılması,

gibi durumlarda bu  işlemin muvazaalı olduğu kabul edilecektir.

Alt işverenlik sözleşmesinin muvazaalı olduğuna dair şüphelerin bulunması halinde, İş Teftiş Kurulu tarafından incelenmekte ve yapılan incelemede aşağıdaki hususlar öncelikle göz önünde bulundurulmaktadır:

a) Alt işverene verilen işin, işyerinde asıl işveren tarafından yürütülen mal veya hizmet üretimine ilişkin asıl işin yardımcı işlerinden olup olmadığı,

b) Alt işverene verilen işin işletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren bir iş olup olmadığı,

c) Alt işverenin daha önce o işyerinde çalıştırılan bir kişi olup olmadığı,

d) Alt işverenin işe uygun yeterli ekipman ile tecrübeye sahip olup olmadığı,

e) İstihdam edeceği işçilerin niteliklerinin yapılacak işe uygun olup olmadığı,

f) Alt işverene verilen işte asıl işveren adına koordinasyon ve denetimle görevlendirilenlerden başka asıl işverenin işçisinin çalışıp çalışmadığı,

g) Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin iş hukukunun öngördüğü kamusal yükümlülüklerden kaçınmayı amaçlayıp amaçlamadığı,

h) Yapılan alt işverenlik sözleşmesinin işçilerin iş sözleşmesi, toplu iş sözleşmesi yahut mevzuattan kaynaklanan bireysel veya kolektif haklarını kısıtlamaya ya da ortadan kaldırmaya yönelik yapılıp yapılmadığı.

        Yukarda sayılan bu  durumların varlığı halinde, alt işveren ilişkisinin muvazaalı olduğu kabul edilecek ve inceleme sonucunda muvazaa tespit edildiği asıl işveren ve alt işverene tebliğ edilir. Alt işveren veya asıl işveren, bu karara  karşı, tebliğ tarihinden itibaren 30 işgünü içinde itiraz edebilir. İtiraz yetkili iş mahkemesi tarafından karara bağlanır. İtiraz üzerine görülecek olan dava basit yargılama usulüne göre yapılar ve dört ay içinde sonuçlandırılır. İtirazı değerlendiren yetkili iş mahkemesinin kararının temyiz edilmesi durumunda, Yargıtay altı ay içinde kesin olarak karar verir. Kamu idarelerince bu raporlara karşı yetkili iş mahkemelerine itiraz edilmesi ve mahkeme kararlarına karşı diğer Kanun yollarına başvurulması zorunludur.

        Alt işverenlik ilişkisinin muvazaalı olduğuna dair karara 30 işgünü içinde itiraz edilmemiş veya mahkeme muvazaanın tespitini onamış ise, alt işverenlik işyerinin tescil işlemi iptal edilir ve alt işveren işçileri başlangıçtan itibaren asıl işverenin işçileri sayılır. Ayrıca muvazaalı işlem nedeniyle İş Kanunu’nun 98. maddesi gereğince idari para cezası uygulanır.

 

        Ekonomik faaliyetleri kolaylaştıran alt işverenlik uygulaması zaman zaman  kayıt dışılığı arttırmakta ve işçilerin hak kayıplarına yol açmaktadır..

Bu nedenle işletmelerinizin hak kayıplarına uğramamaları, ticari olarak zarar görmemeleri, hatta işletme sahiplerinin kamu kurumlarının işlerinden yasaklanmaması, sözleşmelerin art niyetle yapılmamasına karşın hürriyeti kısıtlayıcı sonuçlara kadar varacağı unutulmamalı olup yapılacak olan sözleşmelerin profesyonelce hazırlanması, sorumlulukların aylık olarak takip edilmesi  açısından, mutlaka bir uzman yardımı ile bu işlerin kurulmasını tavsiye ederim.

Bizlerden Türkiye’ nin her yerinden  sürekli profesyonel kurumsal danışmanlık hizmeti almak için yada var olan mevcut sorunlarınızın çözümü için aşağıdaki telefon ve mail adreslerinden bizlere ulaşabilirsiniz.

Saygılarımla.

      Kamil ÇANKAYA

Sosyal Güvenlik Uzmanı

 

 

Telefon:  0 850 888 0 242    Gsm: 0 533 432 04 43    mail:  info@kamilcankaya.com